BAYANLARIN KABUSU...ÇATLAK VE SARKMALAR
16/1/2009 · Kategori: guzellik

Zayıflamak çok güzel ama ince bir vücut her zaman güzel bir vücut anlamına gelmiyor. Hamilelikte olduğu gibi ani kilo alıp verme dönemlerinden sonra oluşan çatlak ve sarkmalar zayıflamanın bedeli olarak karşımıza çıkıyor. Neyse ki çeşitli önlemlerle korunmak ya da oluştuktan sonra da bazı yöntemlerle bunlardan kurtulmak mümkün
Söz konusu zayıflamaksa akan sular duruyor. Artık bunu iyice biliyoruz. Bu konuda en ilginç anılarımızdan biri şöyle; birkaç yıl önce vücut ve metabolizma için son derece sakıncalı olan ilaçların etkilerini anlatan bir haber hazırlamıştık. Sadece etkileri hakkında bilgi verdiğimiz halde, haber yayınlandıktan sonra, arayan ve bize "O haberde bahsettiğiniz zararlı zayıflama ilaçları hangileri, nereden bulabilirim acaba?"diye soranların olduğunu hayretle görmüştük.
Evet, incelik güzellikle eş anlamlı hale geldi. Oysa zayıflamanın hele hele sağlıklı ve bilinçli şekilde olmayan zayıflamanın vücut için pek çok sakıncası var. Ani kilo kaybı ya da hamilelikten sonra karşılaşılan sorunların arasında vücutta oluşan çatlak ve sarkmalar başta geliyor.
Çatlaklardan ve sarkmalardan korunmak için ilk yapılması gereken kesinlikle çok kısa zamanda çok fazla miktarda kilo vermemek, önleyici ürünler kullanmak. Peki ya oluştuktan sonra? Bu sorunun yanıtı haberimizde.
Neredeyse her 3 kadından birinde görülen cilt çatlakları, sık sık kilo alıp verme dönemleri ve hamilelik sırasında ortaya çıkıyor. Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Melisa Eczacıbaşı ve Dr. Zeynep Bozbura'ya, estetik açıdan çok can sıkıcı olan çatlaklarla baş etmek için neler yapılabileceğini sorduk. Doktorlar, her kadının hayalinin pürüzsüz bir cilt, estetik bir vücut olduğunu, ancak çeşitli etkenlerle cildin sağlığını kaybedebildiğini ve cilt dokusunun zayıf düşebildiğini belirtiyor. Cilt dokusu zayıf düştüğünde ise ortaya çıkan başlıca sorunlardan biri de cilt çatlakları. Çatlaklar, cildin aşırı gerilmesi sonucu derideki elastik dokunun kırılması ile oluşuyor. Başlangıçta kırmızı ile mor arası bir renkte olan büyüklü, küçüklü bu çizikler zamanla sedefli beyaz bir renge dönüşüyor. En çok, karın, kalça, baldırlar ve göğüslerde görülen çatlakların oluşumuna önemli kilo değişimleri, hamilelik gibi durumlar neden oluyor. Peki, bu çatlaklar neden her hamile kadında ya da her kilo alıp-vermiş kadında görülmüyor? İşte bu konuda pek eşit değiliz. Cilt yapımız çatlakların oluşma olasılığında çok etkili; kimi ciltler diğerlerine göre daha dayanıksız olabiliyor. Örneğin, çok açık renkli ciltler çatlak oluşumuna daha yatkın.
Çatlakların oluşum nedeni şöyle açıklanıyor: Cilt, üst üste sıralanmış 3 katmandan oluşmakta: Epidermis, derm ve hipoderm. Derm, gerçek bir yorganı andırıyor. İçerdiği lifler sayesinde, cildin temel çatısını oluşturuyor. Demet şeklindeki kolajen lifleri, cildin dayanıklılığını, diriliğini ve yapısal bütünlüğünü sağlıyor. Daha ince olan elastin lifleri, kolajen lifleriyle birlikte gerçek bir ağ oluşturuyor ve cildin elastikiyetinde önemli bir rol oynuyor. Eğer kolajen ağları düzensizleşir ve elastik lifler koparsa, cildi sıkılaştıran tüm yapı yıkılıyor ve cilt, yaraya benzer çizgili bir hal alıyor, çatlaklar oluşuyor.
Çatlaklara engel olunabilir mi?
Çatlaklara engel olabilmek için karın, göğüs ve bacakları esnemeye alıştırmak gerekli. Çeşitli losyon ve yağlar cildin esnemesine yardımcı olabiliyor. Ayrıca bu bölgelere masaj yapılması kan dolaşımını hızlandıracağından çatlaklara karşı koruyucu olabilir. Cildinizi hafifçe kızarıncaya kadar minik uyarıcı çimdiklerle yoğurabilirsiniz. Buna ek olarak masaj, soğuk-sıcak su ile şok duş, düzenli egzersiz cilt ve kasların oksijenle beslenmesi, hücrelerin güçlenmesi açısından önemli. Güçlü hücreler çatlamazlar. Ayrıca dengeli beslenmek ve bol su içmek de cildin sağlıklı bir yapıya sahip olmasında ve kendini korumasında önemli bir faktör.
Peki çizgiler belirdikten sonra ne yapılabilir? Ciltteki çatlamalara engel olan her türlü önlem, oluşan izlerin de aynı şekilde solmasına yardımcı oluyor. Bu yöntemler hastane, klinik ve güzellik merkezlerinde uygulanabiliyor ve doktor denetiminde yapılmaları gerekiyor.
İzlerin tam anlamıyla kaybolmaları imkânsız. Özellikle hamilelik döneminde vücudun hızla büyüyen bölgelerini cilt bakım kremleriyle beslemek hem cildi dinlendiyor, hem de çatlakların oluşmasını engellemede yardımcı oluyor. Çatlakların oluştuğu bölgelerde cildi germeye yönelik tedavi ve bakımlar da çizgilerin belirginliğini kaybetmelerinde yardımcı.
Oluştuktan sonra.... ne yazık ki oluşan çatlakları yok eden,mucize bir reçete yok; kalıcılar. Ancak büyük ölçüde hafifletmek ve sizi hiç rahatsız etmeyecek hale getirmek mümkün. Dr. Zeynep Bozbura, cildin çatlaksız halini hiç buruşturulmamış dümdüz bir dosya kağıdına benzetiyor. Kağıdın buruşturulup bir top haline getirilmiş şekli ise çatlakların oluştuktan sonraki hali. "Kağıdı ne kadar düzleştirseniz de eskisi gibi hiç kırışıksız olmayacak ama eskisine yakın şekilde düz olabilecektir"diyor. Tabii, bunda çatlakların derecesi de çok önemli. Eğer daha başlangıç seviyesinde, ince çatlaklarsa bunları çok çok hafifletmek mümkün.
Çatlaklara karşı uygulanacak hemen her yöntemin mutlaka uzman doktor eşliğinde yaptırılması gerektiğini de unutmamak gerekiyor.
1. MİKRODERMOABRAZYON
Dafne Sağlık Enstitüsü uzmanı doktor Zeynep Bozbura'dan aldığımız bilgiye göre mikrodermoabrazyon, yüzdeki ince kırışıklıkların giderilmesinde, sivilce izlerinin yok edilmesinde güneş ve gebelik lekelerinin tedavisinde, vücut çizgilerine uygun ameliyat izlerinin hafifletilmesinde oldukça etkili ve güvenilir bir yöntem.
Problemli bölgeye aliminyum oksit kristalleri püskürtülerek cilt aşındırma işlemi yapılıyor. Ardından bağ dokusunu kuvvetlendirici ilaç ve kremler, ultrasound yardımı ile emdiriliyor. Ultrasound ses dalgası demek. Bölgesel olarak kan akımını arttırıyor böylece uygulanan ilaçların daha iyi emilmesi sağlanıyor. Uygulamadan sonra uygulama alanında 15 dakika içinde hiçbir kızarıklık ve iz kalmıyor. İşlem aynı zamanda vücudun her yerine uygulanabiliyor.
Yan etkisinin olmadığı belirtiliyor. Dört mevsim yapılabiliyor. Mikrodermoabrzyon mutlaka hekim kontrolünde yapılması gereken bir uygulama.
2- KRİYOTERAPİ
Kriyoterapi bir dondurma işlemi. Çatlak izleri, ameliyat izleri, gebelik ve güneş lekelerinin giderilmesinde, siğil ve derinin damarsal oluşumlarının azaltımasında kullanılıyor. Nadiren, lekelerin giderilmesi gibi kozmetik işlemlerde de tercih ediliyor. İşlem cildin yenileşmesini ve gençleşmeyi sağlıyor. Ayrıca anestezi gerektirmiyor.
3-LAZER UYGULAMASI
Lazer daha ciddi bir girişim ve de mevsimsel bir uygulama. Burada lazer ışınlarıla cildin üst katmanları soyuluyor ve taze cilt tabakasının çıkması sağlanıyor. Çatlak, bir bağ dokusu hastalığı olarak tanımlanıyor. Cildin tahriş edilmesi tek başına yeterli değil. Bağ dokusunu onarıcı ilaç ve kremlerin emilmesini arttırmak için, ultrasound yöntemi, mutlaka uygulamaya eklenmeli.
4-REFLEXOTERAPİ
Fizyomed Sağlık ve Zayıflama Merkezi fizyoterapisti Oya Koçer ve Flavius Estetik ve Sağlıklı Yaşam Kliniği uzmanı Dr. Sinan İbiş, reflexoterapinin amacının dolaşımı canlandırmak ve düzene sokmak olduğunu belirtiyor.
Kolajen ve elastin oluşumundan sorumlu hücreler aktive ediliyor. CFK programıyla dokulara özel vakum şekli, özel frekans ve başlıklarla uygulanıyor. Vücudu rahatlatan ve dinlendiren bir yöntem.
Cildinizi her gün bir kremle nemlendirin. Kremler hem çatlamaya karşı cilde gereksinim duyduğu suyu verecek, hem de cildin esneme kapasitesini artıracaktır.
Bol, bol su için.
A, E ve C vitaminleri yönünden zengin yiyeceklerle beslenin.
Kısa süreler içinde kilo alıp vermemeye çalışın.
Hamileyseniz, kilonuzu doktorunuzun önerdiği sınırlar içinde tutmaya özen gösterin.
Fizyomed Sağlık ve Zayıflama Merkezi diyetisyeni Nurderen Uçar, cildin elastikiyetini kaybedip, cilt altındaki kas dokularının zamanla gevşeyerek geniş sarkma alanları oluşturmasını bu problemin kaynağı olduğunu belirtiyor. Buna sebep olan etkenlerin başında ergenlik döneminde ani kilo değişimleri, gebelik, şişmanlık, cildin neminin azaldığı durumlar, uzun süre güneşe maruz kalma, aktivite kayıpları, çeşitli sistemik hastalıklar, geçirilmiş ameliyatlar, dengesiz beslenme, yaşlanma olarak sıralanabilir. Vücut formunun şekillendirilmesinde adale gruplarını aktive edici programların yanı sıra egzersiz, aerobik, fitness, yürüyüş gibi sporlarla masaj ve sağlıklı beslenme önerilebilir. Çatlakların giderilmesi için uygulanan yöntemlerde olduğu gibi sarkmalara karşı yaptıralacak herhangi bir uygulama öncesinde mutlaka bir doktora danışmayı ihmal etmeyin.
1- CFK- LADERMOTONİE
Yetersiz aktivite, dengesiz beslenme, yaş, kalıtımsal, hormonal nedenlerle vücutta oluşan deformasyon ve sarkmalarda etkili. Metotlu vakum ve depresso masaj tekniği kullanılıyor. Refleksoterapi adlı metotla dokulara özel bir vakum şekli, frekanslarla ve başlıklarla uygulanıyor.
2- LPG
Zayıflama cihazının kullanım alanları arasında gevşemiş kalçaların, göbek ve kol bölgesinin sıkılaştırılması da bulunuyor. Cihaz bacak içlerini toparlıyor, sarkma ve gevşemelerde elastikiyet sağlıyor. Yüz ve gıdının toparlanması amacıyla da uygulanıyor.
3- SLIDE-STYLER
Mide gevşekliği, karın sarkmaları özellikle doğum sonrası eritilemeyen göbek için oldukça etkili.
4- SPM-VACUPRESS
Sarkmış uyluk, kalça, karın ve göğüs bölgelerinde, hamilelik sonrası kat kat kalan bölgelerde uygulanıyor.
5- BODYSTAR
Göğüs, karın, kalçanın gerilmesinde fayda sağlıyor.
6- SONO CARE
Ultrasonun kozmetikteki kullanım alanı. Ses dalgalarıyla terapi yapılıyor. Cildin derinliğine yapılan mikro-masajla gevşek cildin sebebi olan asit fazlalığı gideriliyor.
7- PROSLIM-24
Seanslar sonunda gevşek ve sarkık görünen doku sıkı ve diri bir hal alıyor. Sarkık karın ve düşük kalçalar toparlanıyor.
kaynak: netten
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
DİŞ SARARMASI NASIL ÖNLENİR?
27/12/2008 · Kategori: guzellik

Bleaching (Diş Beyazlatma) işlemi nedir ve nasıl yapılır?
Beyazlatma dişlerin yapısında (mine ve dentin tabakasında) oluşan renklenmeleri giderme işlemidir. Şu anda bilinen iki değişik beyazlatma yöntemi vardır. Bunlardan ilki hastanın kendi başına uygulayabileceği bir yöntemdir, aşamaları şöyledir:
- Hekimin ağızdan ölçü alıp, dişlerinizin üzerine takabileceğiniz ince lastik kalıpları hazırlatması,
- Hastanın kendisi için hazırlanmış özel kalıbın içerisine ilaç yerleştirerek bu kalıbı beyazlatılacak dişlerin üstüne günde en az 6 - 8 saat takması (tercihen uykuda),
- Tedavinin ortalama 1 - 4 hafta içinde sonlandırılması.
İkinci yöntem ise klinikte bir hekim tarafından yapılan beyazlatmadır ki aşağıdaki şekilde uygulanır:
- Ağartıcı ilaç bu işlem hakkında deneyimi olan bir hekim tarafından diş üzerine yerleştirilir.
- İlgili dişin üzerine beyaz renkli ışık kaynağı belli bir süre tutulur.
- İşlem bittiğinde sonuç hemen gözlenir.
Her iki yöntemde etkin olmasına rağmen tercih, renklenmenin derecesine, tedavinin ne kadar çabuk sonlandırılmak istendiğine ve hekimin görüşüne bağlıdır.
Dişlerde istenmeyen lekeler neden oluşur?
Bunun bir çok sebebi olabilir. En yaygın olanları; yaşlılık, dişleri boyayan maddelerin (kahve, çay, kola, sigara vb.) tüketimi, travmalar, eski protezler, kaplamalar, dolgulardır. Dişlerin oluşumu boyunca kullanılan antibiyotik (tetracycline) veya aşırı florit tüketimi de dişlerde renklenmelere yol açabilir.
Bu durum dişin yapısından ileri gelebileceği gibi diş etkenlerin boyaması ile, gelişim çağında alınan antibiyotik ya da florür nedeni ile, yaşlılıkla, dişe gelen bir darbe nedeni ile de olabilir.
Bleaching (Beyazlatma) işlemi kimlere uygulanabilir?
Hemen hemen herkese! Ancak, tedavinin etkili olamayacağı bazı durumlar vardır. Dişhekiminiz tam bir ağız içi kontrol ve teşhisi ile dişlerin bu işlem için uygun olup olmadığını belirleyecektir. Dişleriniz sağlıklıysa daha beyaz ve doğal gülümseme için ideal bir çözümdür.
Bleaching (Diş Beyazlatma) işlemi zor ve zahmetli midir?
Güvenli midir?
Evet! Yapılan araştırmalara göre, dişlerin beyazlatılması dişhekiminizin gözetimi altında yapılırsa son derece etkin ve güvenlidir. Dişler ve dişetleri hiçbir şekilde zarar görmez.
Uygulama süresi ne kadardır?
Genelde, ilk uygulamada beyazlama başlar. Ancak, ideal görüntüye ulaşmak için, uygulamanın 10 – 14 gün devam etmesi gerekir.
Dişler beyazladıktan sonra eski haline döner mi?
Dişler her zaman için eskisinden daha beyaz olacaktır. Ancak, hastaların alışkanlık ve ağız bakımına bağlı olarak yılda bir – iki kez pekiştirme tedavisi gerekebilir.
Özetle bu tedavinin başarılı olabilmesi için neler önemlidir?
- Kullanılan ilacın markası ve içerği
- Bu konuda deneyimli bir hekimin tedavisi altında olmanız
- İlacın kullanılma şekli ve tedavi süresi
Tedavi sırasında nelere katlanmak zorunda kalacağım?
Eğer sigara içiyorsanız lastik kalıp ağzınızda iken sigara içmemeniz (ev ağartması için geçerli). Tedavi'nin bitmesi ile ortadan kalkacak hafif soğuk sıcak hassasiyeti.
Bleaching (Diş Beyazlatma) Yöntemleri
Diş beyazlatma (bleaching) metotları üç ana grupta toplanır:
1) Kimyasal Bleaching (Diş Beyazlatma)
2) Fototermal Bleaching (Diş Beyazlatma)
3) Fotokimyasal Bleaching (Diş Beyazlatma)
Kimyasal Bleaching (Diş Beyazlatma)
Bu teknikte, diş beyazlatıcı jel, özel olarak yapılmış diş kalıpları yardımıyla dişlere uygulanır. Ancak kimyasal diş beyazlatma tekniğinin diş minesine bir miktar olumsuz etkisinin olabileceği unutulmamalıdır. Çeşitli kozmetik ürünler arasında da satılabilen bu kimyasallar mutlaka bir dişhekimi gözetiminde kullanılmalıdır.
Fototermal Bleaching (Diş Beyazlatma)
Bu yöntemde de yine bir miktar özel bir jel kullanılır. Ancak önceki metottan farklı olarak yüksek enerjili özel bir ışın demeti yardımıyla uygulanır. Işık kaynağı bir seri LED veya diyot-lazer den oluşabilir. Yine bu yöntemde de muhtemel olumsuz etkilerin olabileceğinden mutlaka dişhekimi gözetiminde yapılmalıdır.
Fotokimyasal Bleaching (Diş Beyazlatma)
Bu diş beyazlatma yönteminde, beyazlatma jeli bir UV-lamba (mavi ışık) veya bir KTP lazeri (yeşil ışık) kullanılarak aktive edilir. Bu metodu diğerlerinden ayıran özellik ise kullanılan ışık kaynağının da ayrıca dişi beyazlatıcı etkisinin olmasıdır (foto oksidasyon). Bu uygulama, dişler üzerinde daha derin bir beyazlatma sağlar. UV-Işık kullanırken çevre dokular (dudaklar, dişetleri, dil vb.) muhtemel yanık yaralanmalarına karşı iyi korunmalıdır. KTP lazeri kullanırken ise yanma riski yoktur, ancak dişetleri beyazlatma jelinin sızıntılarına karşı korunmalıdır (gingiva block). KTP lazeri ile beyazlatmanın büyük bir avantajı da; geniş bilimsel araştırmalar sonucunda diş minesi üzerinde yan etkilerinin gözlenmemiş olmasıdır. Diş beyazlatma işlemi sonrasında yapılacak florid uygulanması diş minelerini güçlendirir ve çürümeleri önler.
Lazer nedir ve nasıl elde edilir?
Lazerler tek renkli, düz, yoğun, tek fazlı monokromik ışık üreten cihazlardır. Renkli olduğu gibi renksizde olabilir. Görünürlük dalga boyu ile ilgilidir. Bu dalga boyu ve gücü tıptaki kullanım alanını belirler.Lazer yardımıyla, elektromanyetik dalgalar güçlenir ve hizalanır. Böylece, tedavi yapılacak bölgede kesici ve yakıcı etkiye sahip, yüksek enerjili bir ışık demeti elde edilir.
Lazerlerin kullanım alanları, sahip oldukları dalgaboylarına göre değişmektedir.
Farklı dalgaboylarında, tüm dokular, farklı soğurma oranlarına sahiptirler . Bu yüzden, lazer seçimi yapılacak işleme bağlıdır. Örneğin, KTP lazeri 532nm lik bir dalgaboyuna sahiptir. KTP lazer ışını, hemoglobin ve oksihemoglobin arafından yüksek oranlarda soğurulabildiği için küçük ve hassas cerrahi işlemler için çok uygundur.
Laserin çalışma prensibi: Dışarıdan ışık verme, elektrik akımı geçirmek suretiyle veya kimyasal bir yolla elde edilen enerji, ortamdaki atomlara ulaşır. Bunların bazıları bu enerjiyi emerler. Fazla enerji, atomları kararsız hale getirir. Kendisine bir foton çarpan, uyarılmış ve kararsız atom, fazla enerjiyi foton yayınlayarak verir. Fotonlar, benzer şekilde diğer fotonların yayılmasını sağlar. Uyarmalarla ortamdaki fotonlar daha da artar. Atomların hemen hemen hepsi, foton yaymaya başlayınca kuvvetlenen ışın demeti oluşur. Bu, laser ışınıdır. Laser ışınları yüksek frekanslı olduklarından güneş ışını özelliklerine sahiptir. Ancak laser ışınları tek frekanslıdır.
Beyazlatılan dişler ne kadar süre beyaz kalır?
Farklı diş beyazlatma (bleaching) metotlarıyla beyazlatılan dişler bir kaç yıl beyaz kalır. Fakat bu süre kişiden kişiye değişir. Yeme-içme alışkanlıkları, sigara ve fırçalama alışkanlığı dişlerin beyaz kalma süresini etkiler.
Şu unutulmamalıdır ki, bleaching her zaman istediğiniz beyazlığı sağlamayabilir. Beyazlama oranı dişlerinizin beyazlatma işlemi uygulanmadan önceki tonuna bağlıdır ve kişiden kişiye değişir. Bu yüzden diş hekiminiz ile beklentilerinizi önceden konuşmalısınız.
Diş Beyazlatma veya diş ağartma, genel dişhekimliğinde çokça uygulanan bir işlem olmasına rağmen aslına estetik-kozmetik diş hekimliğinin alanıdır. Çok kimse beyaz dişlerle yapılan bir gülüşü çok çekici bulur. Genelde süt dişleri, erişkinlik dişlerinden daha beyazdır. Kişi yaşlandıkça dişlerinin rengi de zamanla daha koyulaşır. Bu koyulaşma diş minelerinin mineral yapısındaki değişimden kaynaklanır. Dişler ayrıca, bakteri pigmentleri ve tütün kullanımından kaynaklanan renklenmelere de maruz kalabilir.
Beyaz dişler, gençlikle özdeşleştirildiğinden estetik görünümlü olmak isteyen kişiler tarafından oldukça arzulanırlar. Ancak şunu belirtmeliyiz ki, abartılı bir beyazlık çoğu durumda estetik olmayabilir. Her zaman için yüz ve ağız yapınıza uygun düşen doğal ton daha estetik olacaktır.
KAYNAK:netten
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
SİVİLCE NEDİR? NE YAPMALI?
27/12/2008 · Kategori: guzellik

ergenlik sivilceleri
Ergenlik yaşındakilerin yüz, omuz, sırt ve karınlarında görülürler. Siyah noktalar, beyaz benekler, kırmızı veya mor lekeler halindedirler. İçleri cerahat dolu bu sivilcelere; akne de denir. nedeni; yağ bezlerinin tıkanmış olmasıdır. Ergenlik sivilceleri kendiliğinden kaybolur. Sıkmamak, oynamamak gerekir. Tedavinin ilk şartı sabırdır. Yüzü günde 3-4 kere kükürtlü sabunla yıkamakta fayda vardır. Bu arada baharatlı yiyecekleri ve çikolatayı terketmek gerekir.
sivilceler
Yağ bezelerinin fazla çalışmasından, hormon veya metabolizma bozukluklarından kaynaklanan en küçük çıbanlara sivilce denir. sivilceleri sıkmamak, tuzsuz, yağsız ve baharatsız şeyler yemek gerekir.
Aknelerinizden kurtulmak için ne yapabilirsiniz ?
Yardım için bir eczacıya veya doktorunuza başvurmanın yanısıra, aknenizi etkileyecek şeylerden uzak durarak da kendinize yardım edebilirsiniz.
Sadece yıkamak tek başına akneyi iyileştirir mi ?
Sadece yıkamak aknenizi iyileştirmeyecektir. Tüm yaptığı deri yüzeyini aşırı yağlanmadan uzak tutmaktır.Deriyi temiz tutmanın kesinlikle birtakım yararları olmakla birlikte, aşırı temizlemeye dikkat edin. Belli bir miktar sebum, derinin, çok fazla kurumasını önlemek için gereklidir; dolayısıyla aşırı yıkama ve ovuşturma yarardan çok zarar getirebilir. Tavsiye: Sade ve parfümsüz bir sabun deneyin. Eğer kullandığınız sabun derinizi tahriş ediyorsa, başka bir sabun deneyin.
Kozmetik ürünler akneyi artırırlar mı ?
Genç kızlar arasında, aknelerini makyaj ile gizlemeye çalışma eğilimi vardır. Bu, lekeleri nadiren kapatır ve deri gözeneklerini tıkar - bu neredeyse aknenin daha da kötüleşmesini garanti altına alan bir durumdur. Eğer makyaj yapmak istiyorsanız, hafif makyaj yapın ve soğuk krem değil hafif ve yağsız bir losyon deneyin.
Tavsiye: Yüz pudraları, dudak boyaları, göz kalemi, eyeliner ve rimel kesinlikle akneye neden olmaz ve nadiren deriyi tahriş eder.
Eğer akne varsa kaçınılması gereken herhangi bir yiyecek var mıdır ?
Tıbbi araştırmalar, akneye yol açan herhangi bir özel yiyecek türüne işaret etmemektedir. Fakat eğer herhangi bir yiyeceğin ani akne atakları ile ilişkili olduğunu düşünüyorsanız, o zaman bir süre bundan uzak durun ve neler olduğunu gözleyin. Yiyecekler konusunda genel olarak, vücudunuz ve onun içten içe akne ile savaşma yeteneği için ancak sağlıklı ve dengeli bir beslenmenin yararlı olacağı söylenebilir.
Başka şeyler aknenizi kötüleştirebilir mi ?
Her türlü yağa maruz kalmak (örneğin, mekanik olarak), tıpkı diğer endüstriyel kimyasallar gibi akneye neden olabilir. Fırın içi gibi çok yüksek sıcaklıklar aşırı terlemeye ve aknenizin kötüleşmesine neden olabilir. Öte yandan, güneş ışığı lekeler için iyidir ve akneniz yaz aylarında daha kolay iyileşir. Bununla birlikte, önceden doktorunuzun tavsiyesi olmaksızın çok uzun süre güneş banyosu yapmaktan veya solaryumda kalmaktan kaçının.
Aknenin kötüleştiği dönemler var mıdır?
Evet, çok fazla stres ve endişe sıklıkla aknenizi kötüleştirebilir. Öğrenciler genellikle, aknelerinin sınav öncesi veya sınav dönemlerinde arttığını farkederler. Bunun yanında insanların stres altında iken akneleri ile oynama alışkanlıkları vardır.
Adet kanaması akneyi etkileyebilir mi ?
Evet, menstürasyonun başlamasından 7-10 gün önce aknelerin kötüleşmesi ender rastlanan bir durum değildir. Bu, hormon seviyelerindeki aylık değişikliklere bağlı bir durumdur.
Tavsiye: Bazı kontraseptif ilaçlar, premenstrüel aknenin etkisini hafifletebilirler.
Akneleri sıkmak, temizlenmesine yardımcı olur mu ?
Zaman zaman çok güçlü bir istek duysanız bile, sivilcelerinizi sıkmamaya çalışın. Sivilcelerin sertçe sıkılması deriye zarar verir, enfeksiyon ve enflamasyonun yayılma olasılığını artırır ve dolayısıyla iyileşmeyi geciktirir. Bazı durumlarda, kalıcı nedbeleşmeye yol açabilir. Kendinize engel olamadığınız durmlarda, sivilceyi nazik bir biçimde sıkın ve ardından birtakım dezenfektanlar sürün.
Aknenin kaybolması ne kadar zaman alır ?
Akne ile ilgili hemen her şey "olumsuzdur"-ve tedaviye yanıt vermesi için gereken zaman da buna dahildir. En etkili ürünlerde bile, herhangi bir ciddi ilerleme görmeniz için belli bir süre, bazen uzun bir süre geçmesi gerekir. Aknelerinizin temizlenmesi için genellikle birkaç aylık bir tedavi gerekir. Ayrıca akneye olan eğiliminiz devam ettikçe zaman zaman yeniden tedaviye gereksiniminiz olacağını da bilmelisiniz. Bu yüzden sabırlı olmayı deneyin, tedavinizi düzenli olarak uygulayın ve doktorunuzun önerilerini dinleyin.
Akne sadece ergenlik döneminde mi ortaya çıkar ?
Hayır, her ne kadar başlıca ergenlik çağındakilerin problemi olsa da, akne hem erken çocukluk döneminde hem de yetişkinlerde, hatta otuzlu kırklı yaşlarda bile görülebilir.
Giysiler akneyi etkileyebilir mi ?
Evet. Eğer vücudunuzda akne varsa, hafif giysiler giyin, yünlü ve sentetik malzeme gibi tahriş edici kumaşlardan kaçının. Akne bulunan bölgeler ile temas eden iç çamaşırlarınızı ve giysilerinizi çok temiz tutun.
MAKYAJ YAPINCA SİVİLCELERİNİZ Mİ ARTIYOR?
Makyaj yapan kişilerin,özellikle fondoten,pudra gibi cilt kapatıcı ürünler kullanan kişilerin cilt temizliğini gerçekten ciddiye almaları gerekiyor.Çünkü ciddi ve doğru anlamda yapılmayan temizliği cildinizde sivilce çıkmasına sebep olabilir.Doğru temizlik şu şekilde olmalıdır;
1-Fondoten veya pudra kullanılmışsa,öncelikle cilde uygun bir temizleme sütü ile gözeneklerde hava yolu ile kuruyan fondoten kalıntılarını en derin ayrıntısına kadar arındırmalıyız...bunu ise bir parça pamuğa temizleme sütünü dökerek dairesel cilde masaj yaparak uygulayabilir daha sonrada bol su ile durulayabiliriz.
2- Fondoten kullanmayanlar ise, bu kısımdan sonrakileri yapabilirler.temzileme sütünden sonra yine cilde uygun yağlı ve akneye yatkın ciltler için bir temizleme jeli ile dairesel masaj yapılarak cilt köpürtülür ve bol su ile durulanır,bu durum sütten geriye kalan kalıntılar ve sebum dediğimiz yağ salgısını ciltten temizlememize yardımcı olur...
3- Ve son kez, temzilenmiş gözeneklerin cilt sağlığı açısından kapatılması gerekir ve bunuda yine bir parça pamuğa bir miktar yağlı cilt için tonik dökerek yüzünüze silmeden pompa yaparak uygulamanız yeterlidir.Arkasından durulanmaz ciltte kalması gerekmektedir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
SAÇ BAKIMI İLE İLGİLİ MERAK ETTİKLERİNİZ
25/12/2008 · Kategori: guzellik
Etkileyici ve sağlıklı saçlara kavuşmak için bilmeniz gerekenler:
1. Çok kuru saçlar
Şampuanı sadece ellerinizle, ıslak saçın diplerine dağıtın ve hafifçe yedirin. Durularken incelerek saçın içinden akacak olan şampuan, saçları temizlemek için yeterlidir. Böylece saçlarınızın biraz daha kurumasını önlemiş olursunuz.
2. Normal saçlar
Şampuanı dairesel hareketlerle saça yedirin, hemen ardından iyice durulayın. Eğer başınızda şampuan artığı kalırsa, saçlarınız matlaşır ve kurur. Kural şu: Şampuanlamak için harcadığınız sürenin üç misli süreyi durulamak için kullanın. Saçlarınızın durulandıktan sonra gıcırdar gibi olması gerekiyor.
3. İkisi bir arada
Bu ürünler hem yıkar hem de bakım yapar. Pratiktir ama her gün kullanılmaya uygun değillerdir. Çünkü bu ürünlerin çoğunda silikon yağı vardır. Önce saçları yumuşak yaparlar. Fakat uzun vadede saç tellerinin yüzeyinde birikerek, saçı ağırlaştırabilirler. Haftada sadece 1 kez kullanın.
4.ılık su ile durulayın:
Kaşmir kazağınızı sıcak suyla tıkayamazsınız. Saçlarımız da aynı derecede hassas olduklarından, çok sıcak suyu sevmezler. Ilık su, saçların zarar görmemesi için idealdir. Hatta başarabilenler, saçlarını soğuk su ile yıkamalıdır. Soğuk su, saçlara mükemmel bir parlaklık verir.
5. En iyi fön stratejisi
Saçları yıkadıktan sonra dikkatle ayırın. Isıtılmış bir havluyla önden kurutun. Fön makinesini en düşük ayara getirip, saçları çok fazla karıştırmadan tam kuruyana kadar fönleyin: sonra fönü daha yüksek ısıya getirip, yuvarlak bir fırçayla şekillendirme işine girişin. Fön makinesini saçınızdan en az 15 santim uzak tutun.
6. Nazik olun
Islak saçlar, hafifçe şişmişlerdir. Dolayısıyla çabuk kırılabilirler. Taramak için ayrık dişli, mümkünse kauçuk veya ahşaptan, el yapımı bir tarak kullanın (Cinsi üstünde yazar. ) Ucuz plastik tarakları tercih etmeyin.
7. Çok mu streslisiniz?
Saçlarınızı yıkarken başınıza masaj yaparsanız, mutluluk hormonlarınızı aktive edersiniz. Parmak uçları ile daireler çizerek, şakaklardan saç diplerine doğru masaj yapın. Oradan tekrar kulaklara doğru inin. Sonra ensenize doğru devam edin. Bunları yaparken derin derin nefes alıp verin.

8. Ön yargıları unutun
Yağlı saçların her gün yıkandıkları zaman daha çabuk yağlandıklarıyla ilgili masalları unutun. Eğer kendinizi daha bakımlı hissedecekseniz, her gün duş alabilirsiniz. Önemli olan, yumuşak bir şampuan kullanmanız. Şampuanı saçınızda bekletmeyin ve hemen yıkayın. İnce mi yoksa asi mi? Kürleri en etkin nasıl kullanacaksınız?
9. Saç kremi
Kremi özellikle saçın aşağı sarkan kısımlarına ve uçlarına sürün. Saç diplerindeki ilk 3 santime gelmemesini sağlayın. Diplerde çıkan yeni saçların ek bir bakınma ihtiyacı yoktur.
10. Çok ince saçlar
İnce telli saçlar, yağlı ürünleri kaldıramazlar. En iyisi, nemli (veya kuru) saçlara nemlendirici sprey sıkmaktır. Sprey, statik elektrik oluşmasını ve saç tellerinin ‘uçuşmasını� engeller.
11. Tatilde bakım
Tatildeyken saçlarınız şekle girmiyorsa, bu durum bulunduğunuz yerdeki suyun içerdiği mineral oranından kaynaklanıyor olabilir. Çözüm için saçlarınızı yıkadıktan sonra içme suyu ile durulayın.
12. Koruma ve tamir:
Omega-6 yap asitleri gibi lipit ve seramit içeren ürünler, saçların kırılmasını önler. Çünkü bu maddeler, saç lifleri içindeki çatlakları doldururlar ve fönden gelen sıcağa karşı korurlar.
Saç kürleri yumuşacık yapar. Ama hangisini kullanmalı?
13. İnce telli saçlara kür uygulamak
Yoğun kür, ince telli saçları aşırı derecede yorabilir. Fakat yine de ara sıra böyle ekstra bir bakım uygulayabilirsiniz. Çözümü: Kürü saça, yıkamadan önce yedirin ve 10 dakika beklettikten sonra bildiğiniz şekilde saçlarınızı şampuanlayın.
14. Saç maskeleri
Maskeler, özellikle sıcak ortamlarda saça daha iyi nüfuz ederler. En ideali, kür maskesini, havluyla nemini aldığınız saçınıza, ince demetler halinde sürerek yedirin. Sonra saçınızı sıcak fönle ısıtın ve başınızı alüminyum bir folyoyla sarın, üstüne de ısıtılmış bir havlu dolayın. En az yarım saat etki etmesini bekleyin. Çok etkili bir başka yöntem de, buharlı ortamda saç maskesi uygulamaktır (yine aynı şekilde havlu altında)
15. Sarı, kızıl ya da kahve
Boyanın ömrünü özel bakım ürünleriyle uzatabilirsiniz. Yıkama sırasında, bakım kürlerinde ya da şekillendirici ürünlerde bulunan maddeler sayesinde saçlardaki renk pigmentleri tazelenir.
16. Çabuk kür uygulamak için
Saçınız uzunsa ve kürler çok vakit alıyorsa, artık dert değil! İnci proteini içeren çabuk kürleri uyguladığınızda saçınızı yıkamanıza gerek yok. Saçlarınızı ipek gibi parlak yapıyor.
17. Doğuştan güçlü ve kalın telli saçlar
Bu tip saçlar şekil aldıklarında adeta rüya gibidir. Fakat şekil almak istemezler ve asidirler. Doğru stratejiyle onları hükmünüz altına alabilirsiniz: a) Her gün yıkamayın, hatada 1-2 kez yıkamak yeterli. b) Her yıkamadan sonra saç kremini sürün ve her dört yıkamada bir maske uygulayın. Doğru yöntemleri bilenler kötü saç günü yaşamazlar
18. Vaks nasıl kullanılır?
Genellikle fönle şekil verilen katlı kesim, sürülen vaks yüzünden gene sarkmaya başlar. İste bu yağ krizine karşı bir yöntem var: Önce saçınıza sprey sıkın, biraz kurumasını bekleyin, sonra uçlara vaks sürün. Mükemmel olacak.
19. Çok fazla jöle kaçırdıysanız
Eğer saçlarınızı çok fazla jölelediyseniz ve taradıysanız, saçlarınız yağlı gözükebilir. Bunu önlemek için ürünü kabında (ya da tüpünde) önce fönle kısa bir süre ısıtın. Ürün daha iyi dağılacağından dolayı otomatik olarak dozu fazla kaçırmanızı da önlemiş olursunuz.
20. Saç spreyi ve parlatıcı
Havalandırıcı etki yaratmak için spreyi yukarıdan aşağıya doğru sıkmayın. Yoksa saçlarınızın üstünde ağırlık oluşur ve saçlarınız düzleşir. Onun yerine, saçları bukle bukle elinizle biraz yukarı kaldırın ve spreyi alttan yukarı olarak püskürtün. Uzun saçlarda: Başı geriye atın ve sprey bulutu aşağı doğru düşerken, saçlarınızı hafifçe silkeleyin. Hacim vermek için ideal yardımcılar fön, fırça ve köpüktür
21. Zamanlama sorununuz varsa:
Örneğin, sabah sabah 06:30�da uçağınız kalkacaksa, saçlarınıza akşamdan uygulayacağınız doğru bir şekillendirme ile zaman kazanabilirsiniz.saçlarınızı yıkayın ve yuvarlak fırçayla kabartarak fön çekin. Biraz saç spreyi sıkın. Yatmadan önce yarım saat bekleyin. Ertesi sabah hafifçe tarayın.
22. Saçınızı yıkamadan yattınız
Eğer sabah da saçınızı yıkayacak vaktiniz yoksa ve saçınızın yıkanması gerekiyorsa, saçlarınızın diplerine transparan pudra sürün ve iyice fırçalayın. Ayrıca buklelerinizi de nemlendirici sprey veya köpükle canlandırırsanız, saçlarınız tertemiz görünür.
23. Güçsüz kalmış kuru saçlar
İçinde alkol barındıran ve bu yüzden saçı iyice kurutan jöle köpük gibi ürünlerden vazgeçerseniz; bunların yerine yumuşak ürünleri kullanırsanız saçlarınız çabucak eski haline kavuşur.
24. Sabah hiç vaktiniz yoksa
Bir gün önceden sürdüğünüz saç jölesini ıslak ellerinizle yeniden aktif hale getirebilirsiniz. Ama saçlarınızı uzama yönünün aksine doğru parmaklarınızla taramalısınız.
25. Uzun saçlara ellerinizle köpük sürmeyin
Eğer saçlarınıza ellerinizle köpük sürerseniz, eşit dağılım olmayabilir. Bunu yerine bunu yerine geniş bir tarağa saç köpüğünü sıkın ve saçlarınızı diplerden ortaya kadar güzelce tarayın. Böylece köpüğü saçınıza eşit dağıtmış olursunuz.
28. Saç diplerinizin daha dik olmasını istiyorsanız
Uzun saçlarınızı üst kısımlarda kısmet krapeyle kabartıp, sprey sıkabilirsiniz. Böylece saçlarınız kabarık durur. Kısa saçları, üstten birkaç bukle ile ayırıp yandan klips tokalarla tutturun, yumuşak bir şekillendirici sürün ve fönleyin. Son olarak saçlarınıza sprey sıkın ve parmaklarınızla şekil verin
Uzun, omuz hizası ya da kısa modellerin hangisi bana uyar?
27. Hayal ettiğiniz model
Kuaföre giderken hayalinizdeki saç modelini bir dergiden keserek yanınızda götürün. Resme bakan uzman, ne istediğinizi daha iyi anlayacaktır. Ama şunu da unutmayın: Herkesin saç cinsi aynı değildir. Üstelik o fotoğraflar çekilmeden önce saçlar epeyce kuaför elinden geçmiş olur. Yeni alternatiflere açık olun. Saç uzmanları, neyin mümkün olup neyin olamayacağını bilirler.
28: Yuvarlak yüz
Yuvarlak yüzlü kişilerin, çene ya da kulakmemesi hizasındaki kabarık saçlardan uzak durması gerekir. Onun yerine başın üst kısımlarında kabaran ve aşağıya doğru ince perçemli dökülen kart kat modeller daha uygundur. Saçların uzunluğu omuzlara kadar olabilir.
29. Sık ve güçlü saçlarınız varsa
Pek çok kesime cesaret edebilirsiniz. Saçınızın rengi ne olursa olsun, orta uzunluktaki köşeli küt modeller ile düz kısa saçlara çok yakışır. Ama keskin hatlı bu saçları sık sık kuaföre düzelttirmeniz ve parlaklıklarını korumak için her gün bakım yapmanız gerekir.
30. Yeni bir kısa model mi denemek istiyorsunuz?
Yeni bir kesimde,alıştığınız tarzdan farklı şekillendirmek durumundasınız. Eğer çok erkeksi görünmek istemiyor, seksi olmak istiyorsanız, göz ve dudaklarınızı daha çok çıkarın. Ayrıca dikkat çekici küpeler, her zaman kadınsı bir hava yaratır.
Yumuşak dökümlü perçemler her yüz tipine gider
31. Saç, boy ve ölçüler
Birbirleriyle orantılı olmalıdırlar. Örneğin boyu 1.60m�nin altındaki kadınlara uzun saç yakışmaz. Uzun boylu iri kadınlarda kısa saçlar başın küçük, bedenin iri görünmesine neden olur.
32. İnce hafif perçemler
Özellikle ince saçlarda çok idealdir. İnce perçemler en fazla çene hizasına kadar ve kakülle birlikte kullanılırsa. Daha hacimli durular. Becerikli kuaförler araya birkaç kısa bukle yerleştirerek, saçın alttan destek alıp kabarmasını sağlar.
33. Kısaltmak ya da uzatmak?
Kesin karar veremeyenlerin, zamanla saçları uzadığında bile, şekli bozulmayacak bir modele ihtiyaçları vardır. En ideali, ince perçemlerle ensede daha uzun, yanlarda daha kısa dökülen kat kat bir modeldir. Bu model çene hizasında da güzel durur. Kısa kesimler ince saçlar için idealdir.
34. Elbise ve bluz dekolteleri saçınızla uyumlu olmalıdır
Çeneye kadar gelen saçlarda yuvarlak ve çok açık olmayan dekolteler idealdir. Kıvırcık saçları V şeklinde derin dekolte veya ince askılı bluzlarla daha kadınsı hale getirebilirsiniz. Kısa saçlarla hemen her şeyi giyebilirsiniz. İster derin dekolte olsun, ister balıkçı yaka kazak�
35. Kakül ve alında perçem
Uzun yüzleri dengeler. Çene hizasında biten küt kesimler de çeneye ekstra denge sağlar.
Kıvır kıvır saçlar şimdi çok moda
36. Sıcaktan korunun
Maşa ve fön sık kullanıldıkları zaman saçlara zarar verebilirler. Termo şekillendirici ürünler, ısıya dayanıklıdırlar ve aletlerin üstünde kalıntı bırakmazlar.
37. Düz saçlı kadınlar
Düz saçlı kadınlar yalancı ya da gerçek perma yaptırmayı severler. Ama suni kıvırcıkların şekillendirmesinin daha uzun sürdüğünü de hesaba katmak gerek. Kıvırcıklarınızın mükemmel görünmesini istiyorsanız, açık havada kurumaya bırakmak pek çözüm olmaz. Bunun yerine, saçlarınıza uygun bir şekillendiriciyle, parmaklarınızı kullanarak saçınızı biçimlendirin.
38. Periyodik soruna özel çözüm
Doğal kıvırcık saçlar, reglden birkaç gün önce düzleşir. Nedeni de büyük ihtimalle hormonlardır. Ama kıvırcık saçlar için özel spreyler sayesinde saçlarınıza eski havalarını geri kazandırabilirsiniz.
Kabarık saçlara kat kat kesimle hava kazandırabilirsiniz
39. Dipleri düzleşmiş kıvırcık saçları canlandırmak için
İnce bukleler alın, bunları maşaya diplerden beş parmak uzak kalacak şekilde, içe doğru sarın (uçları dışarıda bırakın). Kısa süre böyle tutun, dikkatle maşayı ayırın ve soğumasını bekleyin. Son olarak da tarayın.
40. Daha hacimli saçlar mı istiyorsunuz?
O zman saçlarınızı normal uzaman yönlerinin tersine doğru sarın. Daha sağlam kıvırcıklar elde edersiniz. Daha kabarık ve güzel dökülürler. Ayrıca o kadar da çabuk düzleşmezler.
41. Eğer doğaz kıvırcıklarınıza egemen olamıyorsanız
Saçlarınızı evcilleştirme işlemine yıkadıktan hemen sonra başlayın. Nemli saçlarınızı sıkı bir kuyruk yapın, sprey sıokın ve kurumaya bırakın. Sonra ayrık dişli bir tarakla tarayın ve isterseniz parlatıcı sürün.
42. 20′li yılların dalgalı saçlarına sahip olmak
Önce saçlarınızı spreyle biraz ıslatın ve alnınıza uzun bir klips takın. Altındaki saçları da klipsle tutturun. Parçaları fönle kuruttuktan sonra klipsleri çıkarın, yumuşak bir şekilde tarayın.
43. Sarı saçlara parlaklık gerek
Çünkü perma sarı saçı renksiz ve solgun yapabilir. Rengi tazelemek için soğuk küllü renk boyalar kullanmayın, kıvırcıklarınızı sağlıksız ve mat gösterirler. En ideali altın sarısı veya bakır gibi parlak sıcak renklerdir.
44. Saç kesimi her şeydir
Güçlü doğal dalgalarda çok kısa ve küt kesimler doğru olmaz. Üstelik saçlara belirgin olmayan katlar verilmelidir. Öyle ki, saç aşağıya incelerek dökülsün ama optik olarak eşit uzunlukta gibi görünsün
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
SAĞLIKLI CİLT İÇİN MASKE ŞART
25/12/2008 · Kategori: guzellik
Bahar ışıltısı saçan pırıl pırıl bir cilde sahip olmak istiyorsanız, Canlandırıcı maskeler e başvurabilirsiniz. Bu maskeler yüzünüzün su, nem, krem gibi ihtiyaçlarını karşılayıp, cildinizin ışıldamasını sağlayacaktır. İşte evdeki malzemeleri kullanıp, hazırlayabileceğiniz maskeler:
- Canlandırıcı maske: 1 havucu sıkın. Muzu ezip havuç suyuna katın. Karışımı yüzünüze sürün ve 15-20 dakika bekletin. Sonra yıkayın. Ya da bir yumurtanın akını iyice çırpın, içine 1 tatlı kaşığı bal katıp iyice karıştırın. Yüzünüze sürün ve 15 dakika bekletin, sonra yıkayın.
- Nem maskesi: 1 yumurtanın sarısı, 1 çorba kaşığı yağsız süt tozu ve 1.5 tatlı kaşığı balı
karıştırın. Karışım krem kıvamına gelince, boyun ve yüze sürün. 15-20 dakika sonra, önce ılık, ardından da soğuk suyla yıkayın. Cildiniz kuruysa bu maskeyle onu nemlendirebilirsiniz.
- Denge maskesi: 1 elmayı rendeleyin, az miktarda süt ile pişirin. Ilık olarak göz çevresi hariç yüze ve boyuna sünün. Kuruyunca ılık su ile yıkayın. Gül suyu ile sürün. Cildiniz normalse bu bakım sizin için idealdir.
- Yağlı ciltler için: 1 çorba kaşığı kil, 1 olgun domates ile karıştırılarak krem kıvamına getirilir. Yüze sürülür. 20 dakika bekletip sonra ılık suyla yıkanır. Ya da, 1 çorba kaşığı süzme yoğurt, 1 çorma kaşığı kil ile karıştırılır. Karışım yüze sürülür. 20 dakika sonra yıkanır.
- Kırışıklara: 1 yumurtanın akı, 1 küçük boy salatalık, 1 tatlı kaşığı taze krema, bulamaç haline getirilir. Karışım, çizgilerin üzerine sürülür, 20 dakika sonra ılık maden suyuyla temizlenir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::
